ஐ๑ ~T{}PCuZæD€...'s profileOnlar zannediyorlar ki b...PhotosBlogLists Tools Help

Blog


    ...

     

    y1pptzRXMNS-xsJbYZNoxc8SK2DMTgVrPPCevsEN1L8VIKgkEkHfblN9JXkI1EqjRd-

    Bagislayin beni!
    Kenarlarinda renkli çiçekler olan mektup kagitlarina
    yazmak isterdim.
    Kelebek kanatlari boyamayi, kuslarin ötüsünü dinlemeyi,
    hatta uçurtma uçurmayi ben de ögrenebilirdim.
    Mektubumun kenarlarina renkli çiçekler çizemedim.
    Kelebak kanatlarini boyamayi, kuslarin ötüsünü dinlemeyi,
    uçurtma uçurmayi beceremedim.
    Bagislayin beni!
    Resim çizmeyi, çiçek boyamayi, kelebek kanatlarini
    oksamayi sevmedigimden degil.
    Ben, top ateşleri,bomba gürültüleri arasında doğdum.
    Yaşım 13.
    Ninniler yerine, makinelilerin takirtilariyla büyüdüm.
    Renklerden ilk önce kan kirmizisini tanidim.
    Çiçeklerden önce ölülerin arasinda dolandim.
    Kelebeklerle hiç saklambaç oynayamadim.
    Üç yasimdayken en büyük abimi, sekizimdeyken ortancayi
    kaybettim.
    Babami ellerini baglayarak *ürdüklerinde dokuzundaydim.
    Gömdügümüzde onumda.
    Ablam 15inde terk etti evi.
    15 inde kizlar okula gider. 17sinde dantel örer. Çeyiz sandigi
    düzer.
    Bizim burada 15inde kizlar savasa gider.
    Seçme hakki tanimaz Israil zorbasi.
    Ya evinde oturup ölümü bekleyeceksin.Ha bugün, ha
    yarin diye diye yasarken öleceksin ya da...
    Ölümlerin atesinden sesleniyorum size duyuyormusunuz?
    Filistin'im ben anliyor musunuz?
    Ama yine de yasiyorum iste.
    Çünkü kanli topraklarda büyürken yasamayi...
    Çiçek boyamayi degilse de mezar taslarinda çiçek büyütmeyi...
    Kelebek kovalamayi degil ama, tüfek tutmayi ögrendik.
    Bu kadar nefret, bu kadar aci arasinda yasamayi...
    Karanliklar arasindan günese bakmayi ögrendik.
    Onun için kocaman ve karadir gözlerimiz.
    Onun için hala simsicaktir, düsmana tas atarken nasirlasan
    minik ellerimiz.
    Sokak aralarinda mermi kovanlarindan oyuncak yaptik.
    Patlamamis el bombalari topladik.
    Mayinlarin üstünde sek sek oynadik.
    Evimizi yiktilar dün. Mahallemizi yaktilar.
    Mermi kovanlariyla misket oynarken üzerimize bombalar attilar.
    Üç arkadasim can verdi.Üç küçük çocuk.
    Bagislayin beni kurtaramadim!
    Sarkmisti omzumdan asagi kanli kolum,uzatamadim.
    Elim düstü yere, kolum çaresiz...
    Kanlarimiz karisti birbirine.Iste orada kankardes olduk biz.
    Gözlerim karardi önce.Basim döndü.
    Ama uyumak istemiyorum.
    Uyursam arkadaslarim bu dünyadan göçer diye korkuyorum.
    Bagislayin beni!
    Tutamadim kendimi.Yapistiramadim alnima açik dursunlar diye
    gözbebeklerimi...
    Yasim 13.
    Burada çocuklar çocuk olmaz.
    Bebeler bile yasamak için besikten siper yapar.
    Çünkü Israil denilen zorbanin Amerikan bombalari, besikleri bile
    mezar yapar.
    Ölümlerin içinden büyüyorum.
    MINICIK YÜREGIMLE ATESLERIN ARASINDAN ÖFKEYLE GELIYORUM.
    DUDAKLARIMDAN DÖKÜLEN ÖZGÜRLÜK TÜRKÜLERINI DUYUYOR MUSUNUZ?

    FILISTIN'IM BEN ANLIYOR MUSUNUZ?

    durmak düşünmek gerek..

    sadece sana kulluk yaparım! diyemedim..

    Bir genç hafızlığını tamamlarken her gün sabaha kadar Kur'an'ı hatmeder. Bundan dolayı da sabah derslerine yorgun ve bitkin olarak çıkar. Durumu öğrenen hocası Kur'an'ı bu şekilde okumasını arzu etmediği için bir gün onu karşısına alır ve: "Evladım! Biliyorsun Kur'an, indiği gibi okunmalıdır.Bu gece sen Kur'an'ı, karşında ben varmışım gibi oku." tavsiyesinde bulunur.

    Genç gider ve Kur'an'ı hocasına okuyormuş gibi okur. Sabah huzura geldiğinde: "Efendim, bu gece Kur'an'ı ancak yarısına kadar okuyabildim." der. Bunun üzerine hocası: "Pekâla bu gece de Efendimiz'e okuyor gibi oku!" emrini verir. Talebe şaşkınlık ve heyecan içinde Nebîler Serveri'nin huzurunda olduğu düşüncesiyle o gece daha dikkatli okur. Ertesi gün de üstadına Kur'an'ın ancak dörtte birini okuyabildiğini söyler. Üstadı talebesindeki manevi yükselişi görünce: "Bugün de o emin melek Cebrail'in Efendimiz'e (sallALLAHu aleyhi vesellem) tebliğ ettiği anda dinliyor gibi oku!" der. Talebesi ertesi gün "VALLAHi üstadım, bugün ancak bir sure okuyabildim." der.

    Üstadı son adımı atar: "Evladım! şimdi de onu binlerce hicabın verasında bulunan Yüce Rabbimiz'in huzurunda okuyor gibi oku! Düşün ki O seni dinliyor ve Kur'an'ı senle mukabele ediyor!"

    Talebe ertesi gün gözyaşları içinde üstadına gelir ve şöyle der: "Üstadım! Fatiha'dan başladım ilk ayetleri okudum; ama 'ıyyâke na'budu' demeye bir türlü dilim varmadı. Çünkü 'Sadece sana kulluk yaparım!' diyemedim.