ஐ๑ ~T{}PCuZæD€...'s profileOnlar zannediyorlar ki b...PhotosBlogLists Tools Help

Blog


    Mirac kandıLımız Ümmet-i Muhammedin uyanısına vesiLe oLur inşaAllah..

    aro002

    Kapatın gözlerinizi
    Ve karanlıgı seyredin
    Mekkede bir gece
    Yorgunluk havada
    Gariplik suda
    Simsiyah bir sessizlik
    Uyku bile uykuda
    Kâbenin hatim kısmında
    Yani üzre yatan biri var


    Yıl hüzün yılı
    Vefakâr eş,
    Haticet-ul Kubra yok.
    Kâbenin hatim kısmında
    Yani üzre yatan biri var
    Teselli arayan kalb
    Hüzünle çarpan kalb
    O,nun kalbi.
    Ve ayak sesleri
    Yıldızlar isildiyor

    Bu ayak sesleri göklerden
    Yol veriyor yıldızlar
    Semâdan inenler var.
    İzin verseydi Allah,
    Kâinat inerdi yere
    Çünkü Kâbenin hatim kısmında yatan
    Sultan-ı Levlâktır.
    Habib-i Zisandır o.
    Nûr-u Hûdadır.
    Merhamet ufkunun nazli günesi
    Kâinatın biricik çiçegidir o..

    İzin verseydi llah,
    Alemler inerdi yere.
    Oysa emir yalnız Cebraile
    Ve yalnız Cebrail indi yere..
    Kalk Ya Resûlellah !
    Semâda melekler seni bekler.
    Taifte taşlanan yüzüne hasret,
    Alaya alınan sözüne hasret.
    Seni bekler melekler.

    Yeryüzünde vefâ yok mu ?
    Seni teselli edecek birini mi arıyor kalbin ?
    Sevdiklerin bir bir uçuyor mu elinden ?
    Davetini hafife mi aldılar ?
    Üzülme ve aç gözlerini,
    Öteler bekliyor seni.
    Bu gece Kâinat asdını anacak,
    Aç gözlerini ki âlemler nazarına kanacak.
    Burak senin için uçaçak,
    Aç gözlerini Ya Habibullah !
    Bu gecenin adına Isra diyecek Allah,
    Ey yedi kat semâ aç kapılarını
    Ve haber ver hasretle bekleyen peygamberden.
    De ki,Hazret-i Ademe :
    cennetin kapısına adı yazılan,
    İsminin hatırına af istedigin
    Salih ogul geliyor.
    Söyle Isa ,ya :
    Kuytu köselerde,
    Havarilerinle Allah,a siginirken,
    Bir adım ötedeymis gibi kokusunu aldigin,
    Ve insanliga gelisini müjdeledigin,
    Ahmet geliyor.
    Yusuf,a , Idris,e , Harun,a söyle,
    Musa,ya de ki :
    Vasiflarina hayran olup ta,
    Ummetinden olmak istedigin,
    Salih kardes geliyor.
    Müjde ver İbrahim Peygambere,
    Dua dua yalvarip,
    Gelmesini istedigin ogul geliyor.
    Aç kapilarini ey yedi kat semâ.
    Bu gelen MUHAMMED MUSTAFA.

    Cebrail yol gösterir.
    Ve yürür sultanlar sultani.
    Bu nasil bir yürüyüstür ?
    Bu nasil bir eda ?
    İnci inci ter mübarek alinlarinda.
    Bastan asagi edeb var.
    Attigi her adimda.
    Sulatanim,
    Cennetler gösterirlirken o gece,
    Ummetini hayal ettin mi Cennette ?
    Cehennem alevleri selâmlarken seni,
    Gözyaslarini gödü mü Cebrail ?
    Ummetim dedin mi ?
    Sen unutmazsin bizi bunda kusku yok.
    Tahiyyât duasi haber verdi bize,
    Sen bizi hiçbir yerde,
    Hiçbir zaman unutmadin.
    İnsaallah biz de seni unutanlardan olmayiz.
    Allah seni unutturmasin bize.
    Bir söz sultanimin dedigi gibi :
    Eger günâhlarimizdan dolayi girersek Cehenneme,
    Ve Allah bir an olsun açarsa ufkumuzu,
    *Taleâ Bedru Aleynâ* diyecegiz.

    Miraç gecesi,
    Yürüdü Resûlullah.
    Cebrail önde,
    Bir gece yüryüsüyle.
    Yürüdüler,Yükseldiler.
    Yükseldikçe yüceldiler.
    Cebrail durdu birden.
    *Ya Resûlellah,benimle buraya kadar !*
    Efendimiz :*Niçin?* diye sordu.
    Burası Sidre-i Muntehadir.
    Bir adim daha atarsam yanarım kavrulurum.
    Allah Resûlu sordular :
    Nasil gidilir Sidre-i Muntehada ?
    Cibril-i Emin cevap verdi :
    ASKLA !
    Askla gidilir Ya Resûlellah !
    Askla gidilir Ya Habibullah !
    Askla gidilir Ya Nebiyyellah !
    ...
    Yürü sultanim yol senindir.
    Ask vadisinde mühür senin.
    Söz senindir,hâl senindir.
    Muhabbetin adi sensin.
    Varliklarin tadi sensin.
    Yürü ve sel3amini ilet.
    Gözü yasli Ummetinin.
    Sensiz bunca yetimin
    İlet selâmini.
    Ahir zamanin ahini,
    Yüceler yücesine ilet.

    ....
    Sultanim,
    Sen döner
    ken miraçtan,
    Bizim için miraç olan,
    Bes vakit namazla,
    Bakara S3uresinin son iki ayetiyle,
    Ve sirke düsmeyenin affedilebilecegi müjdesiyle,
    Dönerken sen miraçtan,
    Biz ahir zamandan,
    Ebu Bekir edasiyle bakiyoruz sana :
    *O söylediyse dogrudur.
    Resûlullah söylediyse dogrudur.*
    Ve bir ayetin sicakligi sariyor
    Kâinatın kalbini.
    Her türlü noksanliktan münezzeh olan ALLAH.
    Kulunu geceleyin Mescid-i Haramdan alip,
    Kendisne bir takim ayetler gösterelim diye,
    Etrafini mübarek kildigimiz,
    Mescid-i Aksaya götürdü.
    Çünkü,isiten ve bilen O,dur.
    Simdi açin gözlerinizi,
    Ve Miraca hazirlanin.

    11560607451uk7

    ErBaKaNıN ANNeSiNDen eRBaKaNa SeLAm..

    19-21 Ocak tarihlerinde Endonezya’nın Başkenti Jakarta önemli bir toplantıya evsahipliği yaptı.

    Filistin’den Sudan’a, Cezayir’den Fas’a dünyanın dört bir yanında Müslüman parlamenterler, “The İnternational Forum For İslamist Parliamentarian’ yani Dünya Müslüman Parlamenterler Forumu için bir araya geldi.

    Türkiye’den de bu toplantıya Saadet Partisi 21. Dönem Kocaeli Milletvekili Mehmet Batuk katıldı.Batuk üç gün süren toplantılar sırasında bir bayanın ısrarla kendisini aradığını ve görüşmek istediğini öğrendi. Merak etti. Sonra bir toplantı arasında nefes nefese, heyecanla bir hanımefendi yanına geldi. “Siz” dedi. “Türkiye’den Mehmet Batuk musunuz?”

    Heyecanı sesine yansıyordu. Batuk, “Evet” diye cevap verdi. Bayan, “Benim adımda Fadwa Chuei” dedi. “Sudan Parlamentosu’nda milletvekiliyim”

    “Buyurun”
    dedi Mehmet Batuk. “Türkiye’de hangi partidensiniz?” diye sordu Fadwa Chuei. “Saadet Partisi” deyince biraz duraksadı.“Siz kiminle berabersiniz; Erbakan’la mı, Erdoğan’la mı?”

    “Erbakanla beraberiz” cevabını duyunca daha bir heyecanlandı.Arapça konuşuyorlardı. “Ene Ümmü Erbakan” dedi Fadwa Hanım. Yani; “Ben de Erbakan’ın Annesiyim!”

    Bu sefer merak ve heyecan sırası Mehmet Batuk’a gelmişti. “Nasıl Yani?” diye sordu. “Anlatacağım” dedi Fadwa Hanım. “Ama önce sizden bir istirhamım var. Türkiye’ye dönünce, Erbakan Hocamıza, Erbakan’ın Annesinin selamı var deyin” dedi.

    Sonra başladı anlatmaya;

    “Öğrencilik yıllarımdayken Sayın Erbakan’ın mücadelesini takip ediyor ve O’nun fikirlerine hayranlık duyuyordum. Daha o zamanlar evlendiğimde doğacak ilk çocuğumun adını Erbakan koymaya karar verdim. Ama evlendikten sonra ilk çocuğum kız oldu. Bu yüzden bu isteğimi gerçekleştiremedim. İkincisinde Allah bir erkek evlat nasip etti. Ve O’na Erbakan adını koydum”

    Batuk, “Necmettin mi koydunuz?” diye sordu.

    “Hayır”dedi Fadwa Hanım. “Necmettin’i herkes koyuyor Sudan da. Ben bilinsin diye bizzat Erbakan koydum” Sonra heyecandan elleri titreyerek cüzdanından vesikalık bir resim çıkardı. “İşte” dedi. “Bu benim oğlum. Adı Erbakan Chuei



    Milli Gazete

    Kulis Ankara
    kulisankara@gmail.com
    25.01.2007

    KaRa KAPLı DeFTeRiNe BiZiDe eKLe eY ŞiMoN..

    Bebek katili Şimon, hatırladın mı bizi?

    Biz kim miyiz?

    Aslında sen bizi yerli uşakların ve hizmetkarların vasıtasıyla tanırsın.

    Hani senin soy ve ideoloji deden, Abdülhamid Han’a Filistin topraklarını

    parayla satın almayı teklif etmişti de Mübarek ve muazzam Sultan Ulu

    Hakan Abdülhamid Han dedene tokat gibi bir cevap vermişti.

    İşte biz o Sultan’ın izlediği İslam Birliği ve Siyonizm karşıtı dünya

    siyasetinin ve Sultan Abülhamid Han’dan sonra, 1969’da biraderiniz yani

    loca dostunuz Çoban Sülo’nun engellemeleri rağmen, Bağımsız aday

    olarak yola çıkan ve Konya’da şu meşhur Kudüs toplantısını yapan, Yeni

    bir dünya sevdalısı Erbakan’ın talebeleriyiz.

    Allah’ın vaadi var, Hayber’de olduğu gibi sizi bugünde  mağlup edeceğiz.

    Hamas’ın o meşhur marşında geçen mısralarla sesleniyoruz sana ey katil Şimon!

    Hayber’i hatırla ey Şimon

    Hayber’i hatırla ey yehud.

    Boyuthaber’i de kara listenize ekleyin ey Siyonistler.

    Tıpkı, Abdülhamid Han, Erbakan, Arafat ve Şeyh Ahmed Yasin’i eklediğiniz gibi.

    Fatih Üniversitesinde ki mücahitleri de unutma şimon!

     

     

    Bebek katili Şimon, hatırladın mı bizi?

    Biz kim miyiz?

    Aslında sen bizi yerli uşakların ve hizmetkarların vasıtasıyla tanırsın.

    Hani senin soy ve ideoloji deden, Abdülhamid Han’a Filistin topraklarını

    parayla satın almayı teklif etmişti de Mübarek ve muazzam Sultan Ulu

    Hakan Abdülhamid Han dedene tokat gibi bir cevap vermişti.

    İşte biz o Sultan’ın izlediği İslam Birliği ve Siyonizm karşıtı dünya

    siyasetinin ve Sultan Abülhamid Han’dan sonra, 1969’da biraderiniz yani

    loca dostunuz Çoban Sülo’nun engellemeleri rağmen, Bağımsız aday

    olarak yola çıkan ve Konya’da şu meşhur Kudüs toplantısını yapan, Yeni

    bir dünya sevdalısı Erbakan’ın talebeleriyiz.

    Sen ve senin gibi Siyonistlerle Türkiye’de ancak biz başa çıkarız Şimon.

    40 yıldır bu hareket, sizin Türkiye planlarınızı bozmak için çalışıyor.

    PKK ve Kuzey Irak meselesini başımıza bela ettiniz farkında değiliz sanma Şimon.

    Sakın Milli Görüş’ün Türkiye’deki gücünü ve etkisini Saadet Partisi’nin aldığı oyla aynı zannetme.

    Milli Görüş Türkiye’nin inancıdır, tarihidir.

    Filistin’de yaptığın katliamlar ve esir asker bahanesiyle Lübnan’da taş taş üstünde bırakmadığın günleri unutmadık unutmayacağız.

    Filistin sen kabul etmesende İslam toprağıdır, Müslümanların yurdudur.

    Kudüs bizimdir Şimon, İslam ümmetin kutsalıdır.

    Müslümanlar için üç mübarek mescit vardır. Onlardan biri de Mirac’ın gerçekleştiği Mescid i Aksa’dır.

    Mescid i Aksa Peygamber mescididir Şimon.

    Belki ilk defa bir Müslüman ülke de parlamento da konuşma yapacaksın.

    Bu tarihin dönüm noktalarından biridir ama biz tarihi geri çevirmesini de biliriz.

    Bak Şimon sen ve Siyonistler Büyük İsrail’in kuruluşuna nasıl bir inanç gereği inanıyorsa, biz de bir gün sizi mağlup edeceğimize ondan daha kuvvetli bir inançla iman ediyoruz.

    Allah’ın vaadi var, Hayber’de olduğu gibi sizi bugünde sizi mağlup edeceğiz.

    Hamas’ın o meşhur marşında geçen mısralarla sesleniyoruz sana ey katil Şimon!

    Hayber’i hatırla ey Şimon

    Hayber’i hatırla ey yehud.

    Boyuthaber’i de kara listenize ekleyin ey Siyonistler.

    Tıpkı, Abdülhamid Han, Erbakan, Arafat ve Şeyh Ahmed Yasin’i

    eklediğiniz gibi.

    HePiMiZ SaHiDiZ GöReV YaPTı eRBaKaN..

    erbakan1qm7kb4

    Alim, arif, müşfik, mütebessim,
    Bin yıllık ateşle, bu meşaleyi yakan,
    Liderliği görür, O’na dikkatli bakan,
    Tarih şahittir ki, görev yaptı Erbakan.

     

    ***
    İşte Din Yıldızı, işte Hilal Lideri!
    İşte cehde hazır, Milli Görüş erleri!
    Dünyayı kuşatmış, O’nun sevgi çemberi,
    Hilal şahittir ki, görev yaptı Erbakan.

    erbakan-necmettin_8.jpg
    O’nu anlatmak mı? Haşa, nedir seviyem?
    Dönenlere baktım, hepsi kurda kuşa yem,
    Şahitlik edecek, il il, köy köy Türkiyem!
    Millet şahittir ki, görev yaptı Erbakan.

    ***
    Hayırlara motor, şerlere ise hep fren,
    İnen yaya kalır, çok hızlı gidiyor tren.
    Ferasetli lider, çağ ötesini gören,
    Zaman şahittir ki, görev yaptı Erbakan…

    ***

    erkbakan-6.jpg

    İktidarlar vardı, güçlülerin piyonu,
    Bıraktıkları da, hep zam zulüm reyonu.
    O makama geçti, icraat şampiyonu,
    Makam şahittir ki, görev yaptı Erbakan.

    ***
    Çilesini çekti, dokudu ilmik ilmik,
    Yeşerdi boy attı, Milli Görüş’çü gençlik,
    El ele, kol kola, baş dik, irade çelik,
    Gençlik şahittir ki, görev yaptı Erbakan.

    ***afis_41.jpg
    Duruşuyla onur kattı onurumuza,
    İnançlı kadrolar, geldi omuz omuza,
    İşte haykırıyoruz, gitmeden sonsuza;
    Bizler şahidiz ki, görev yaptı Erbakan.

    ***
    Kula engel olmak, kötü olan her işte,
    Emretmek iyiyi, yaptığı budur işte.
    Yükselirken Hak Yol, batıllar hep inişte,
    Vahiy şahittir ki, görev yaptı Erbakan.

    ***
    Dik durdu çalıştı, Allah izin verdikçe,
    En güçlü bizleriz, kalpler toplu vurdukça,
    Hep liderimizdir, canlar tende durdukça,
    Allah şahittir ki, görev yaptı Erbakan.
    13.09.2005

       savunanadamth8ki5

     

    ...

     

    y1pptzRXMNS-xsJbYZNoxc8SK2DMTgVrPPCevsEN1L8VIKgkEkHfblN9JXkI1EqjRd-

    Bagislayin beni!
    Kenarlarinda renkli çiçekler olan mektup kagitlarina
    yazmak isterdim.
    Kelebek kanatlari boyamayi, kuslarin ötüsünü dinlemeyi,
    hatta uçurtma uçurmayi ben de ögrenebilirdim.
    Mektubumun kenarlarina renkli çiçekler çizemedim.
    Kelebak kanatlarini boyamayi, kuslarin ötüsünü dinlemeyi,
    uçurtma uçurmayi beceremedim.
    Bagislayin beni!
    Resim çizmeyi, çiçek boyamayi, kelebek kanatlarini
    oksamayi sevmedigimden degil.
    Ben, top ateşleri,bomba gürültüleri arasında doğdum.
    Yaşım 13.
    Ninniler yerine, makinelilerin takirtilariyla büyüdüm.
    Renklerden ilk önce kan kirmizisini tanidim.
    Çiçeklerden önce ölülerin arasinda dolandim.
    Kelebeklerle hiç saklambaç oynayamadim.
    Üç yasimdayken en büyük abimi, sekizimdeyken ortancayi
    kaybettim.
    Babami ellerini baglayarak *ürdüklerinde dokuzundaydim.
    Gömdügümüzde onumda.
    Ablam 15inde terk etti evi.
    15 inde kizlar okula gider. 17sinde dantel örer. Çeyiz sandigi
    düzer.
    Bizim burada 15inde kizlar savasa gider.
    Seçme hakki tanimaz Israil zorbasi.
    Ya evinde oturup ölümü bekleyeceksin.Ha bugün, ha
    yarin diye diye yasarken öleceksin ya da...
    Ölümlerin atesinden sesleniyorum size duyuyormusunuz?
    Filistin'im ben anliyor musunuz?
    Ama yine de yasiyorum iste.
    Çünkü kanli topraklarda büyürken yasamayi...
    Çiçek boyamayi degilse de mezar taslarinda çiçek büyütmeyi...
    Kelebek kovalamayi degil ama, tüfek tutmayi ögrendik.
    Bu kadar nefret, bu kadar aci arasinda yasamayi...
    Karanliklar arasindan günese bakmayi ögrendik.
    Onun için kocaman ve karadir gözlerimiz.
    Onun için hala simsicaktir, düsmana tas atarken nasirlasan
    minik ellerimiz.
    Sokak aralarinda mermi kovanlarindan oyuncak yaptik.
    Patlamamis el bombalari topladik.
    Mayinlarin üstünde sek sek oynadik.
    Evimizi yiktilar dün. Mahallemizi yaktilar.
    Mermi kovanlariyla misket oynarken üzerimize bombalar attilar.
    Üç arkadasim can verdi.Üç küçük çocuk.
    Bagislayin beni kurtaramadim!
    Sarkmisti omzumdan asagi kanli kolum,uzatamadim.
    Elim düstü yere, kolum çaresiz...
    Kanlarimiz karisti birbirine.Iste orada kankardes olduk biz.
    Gözlerim karardi önce.Basim döndü.
    Ama uyumak istemiyorum.
    Uyursam arkadaslarim bu dünyadan göçer diye korkuyorum.
    Bagislayin beni!
    Tutamadim kendimi.Yapistiramadim alnima açik dursunlar diye
    gözbebeklerimi...
    Yasim 13.
    Burada çocuklar çocuk olmaz.
    Bebeler bile yasamak için besikten siper yapar.
    Çünkü Israil denilen zorbanin Amerikan bombalari, besikleri bile
    mezar yapar.
    Ölümlerin içinden büyüyorum.
    MINICIK YÜREGIMLE ATESLERIN ARASINDAN ÖFKEYLE GELIYORUM.
    DUDAKLARIMDAN DÖKÜLEN ÖZGÜRLÜK TÜRKÜLERINI DUYUYOR MUSUNUZ?

    FILISTIN'IM BEN ANLIYOR MUSUNUZ?

    durmak düşünmek gerek..

    sadece sana kulluk yaparım! diyemedim..

    Bir genç hafızlığını tamamlarken her gün sabaha kadar Kur'an'ı hatmeder. Bundan dolayı da sabah derslerine yorgun ve bitkin olarak çıkar. Durumu öğrenen hocası Kur'an'ı bu şekilde okumasını arzu etmediği için bir gün onu karşısına alır ve: "Evladım! Biliyorsun Kur'an, indiği gibi okunmalıdır.Bu gece sen Kur'an'ı, karşında ben varmışım gibi oku." tavsiyesinde bulunur.

    Genç gider ve Kur'an'ı hocasına okuyormuş gibi okur. Sabah huzura geldiğinde: "Efendim, bu gece Kur'an'ı ancak yarısına kadar okuyabildim." der. Bunun üzerine hocası: "Pekâla bu gece de Efendimiz'e okuyor gibi oku!" emrini verir. Talebe şaşkınlık ve heyecan içinde Nebîler Serveri'nin huzurunda olduğu düşüncesiyle o gece daha dikkatli okur. Ertesi gün de üstadına Kur'an'ın ancak dörtte birini okuyabildiğini söyler. Üstadı talebesindeki manevi yükselişi görünce: "Bugün de o emin melek Cebrail'in Efendimiz'e (sallALLAHu aleyhi vesellem) tebliğ ettiği anda dinliyor gibi oku!" der. Talebesi ertesi gün "VALLAHi üstadım, bugün ancak bir sure okuyabildim." der.

    Üstadı son adımı atar: "Evladım! şimdi de onu binlerce hicabın verasında bulunan Yüce Rabbimiz'in huzurunda okuyor gibi oku! Düşün ki O seni dinliyor ve Kur'an'ı senle mukabele ediyor!"

    Talebe ertesi gün gözyaşları içinde üstadına gelir ve şöyle der: "Üstadım! Fatiha'dan başladım ilk ayetleri okudum; ama 'ıyyâke na'budu' demeye bir türlü dilim varmadı. Çünkü 'Sadece sana kulluk yaparım!' diyemedim.